soru işaretinin boyutuydu akıllarımızda.
bildiğimiz bir gece, salata çanağı önümüzde
"iştahsız, suskun."
sabaha daha 4 5 saat varken.
sorduklarımız kanımızı yükseltiyor, genişletiyor omuzlarımızı
bazen kamburumuz oluyor ağırlıkları, bazen gözlerimizi kızartacak bir nefes dumansız cevap bulmuyorlar.
ah sorular,
bizbize, aramızda
çok geniş yerden geçiyor güneşin ışığı
hem odamızı hem ikimizin saçlarını turuncuya boyuyor.
en son sen soruyorsun,
yine öylesine bir soru, yine düşünmeni istiyorum
ama cevap verme diyerek..
hangisi daha çabuk işler dna ya alkol? sigara? düşünce? ten? ısı? para? hangisi çıkartabilir ki ben olmadan seni yıldızlara?



00:03)