kullanıcı girişi

kullanıcı adı veya e-mail

Şifre

üye olcam | şifremi unuttum

giriş
Yeni > Eski
Eski > Yeni
A'dan Z'ye
Z'den A'ya
Başlangıç
Bitiş
Tanımlarda arat
Entrylerde arat
İyisinden
gündemler (200)
sayfa >>

    keder peyniri

    1.
    sözlüğümüze yeni katılmış, engin bilgileri ile çok şey katacağını düşündüğüm yazarımız.
    hoş geldiniz efenim.
    2.
    çoktandır görünmeyen, sisli puslu yazarımız.
    gelmiş, başlamış yazmaya. takipteyiz, severek okuyoruz haberi olsun...
    3.
    (bkz: cheddar)
    4.
    (#41826))

    daha ne olsun?

    tebrik edilesi yazar.
    5.
    #49175)
    yukarıdaki entrysiyle büyük bir tartışmaya nokta koyabilmiş kaliteli yazardır. kendisini yeni farkettim. affımı mazur görmesi dileğiyle...
    6.
    liberal tandanslı solumtırak yazardır. sürekli "devletlü"yü düşman hedef edinir. bu yüzdendir ki, bünyesi ılımlı islama, türbana veya soros'a alerji göstermez. ordu iktidardan düşmüş akp üstünde tepinir, ağlayan feto sken feto olsa da ham özgürlüklerin ham alanını genişletmekle meşgul.
    7.
    liberal tandanslı olduğunu henüz öğrenen ben. kusura bakmayın, 3. tekil numarası yapmayı pek beceremiyorum.
    şimdi ekonomik ya da siyasi anlamda liberal olarak tanımlamıyorum kendimi; ancak herhangi bi liberale de uşak yaftası yapıştırmak yerine oturup konuştuğum/konuşacağım da bir gerçek.
    devletlüyü suçluyorum, zira ılımlı islam da inanç ticareti de akp de onun icadı. tek tek isimler üzerinden küfür türeterek zaman kaybedemem. zira oyuncudan değil oyundan nefret ediyorum.
    size hayırlı soroslamalar!
    8.
    güçler ayrılığı ilkesiyle "modern demokrasi ölçüm istasyonu" kuran, bir yandan da "oyunun tamamına karşıyım" diyerek karşısındaki "oyunun bir kısmı için götümü bile veririm" diyormuş demeye getirmeye çabalayan peynir çeşidi.
    9.
    #62565 örneğinden de görüldüğü üzere sırf laf sokma ve cevap vermeye çalışma girişimlerinde bulunmamasını dilediğim yazar.
    çünkü daha bir garipleşiyor iş. yani oyun yanlış ama baştan yanlış değil, insan faktörü ama ben yine de oyunun tamamına karşıyım.

    "suyu ben insanın götünden aldığı toz olarak tanımlıyorum kimsenin suyu şeffaf tadı ve kokusu olmayan sıvı olarak tanımlaması da umrumda değil. bu sebepledir ki, modern demokrasi dediğim zaman canımın istediğini de kastederim" gibi bir mantığa sahip.
    10.
    magna carta ve güçler ayrılığı ilkesi arasında organik bir bağ olduğu yönündeki doktriner bilgiyle, kendi siyasi görüşü doğrultusunda başşak geçmeye çalışanları rahatsız eden ben. kimsenin g.tünün çetesini tutmam; ama ne yazık ki siyasi görüşüm yüzünden eleştirimin kalitesinden ödün vermemek gibi bi ahlaksızlığım da var.

    arzu ederseniz az evvel kullandığım "kalite" kelimesini de "modern" üretim - tüketim döngüsünün bizlere dayattığı bir kavram olduğu gerçeğinden hareketle karşıt argümanlarınıza ekleyebilirsiniz.
    11.
    "ne yazık ki siyasi görüşüm yüzünden eleştirilerimin kalitesinden ödün vermemek gibi bir ahlaksızlığım var" vecizinin sahibi yazar. yok ya bu o muydu karıştırıyorum. onun mucidi taha akyol değil miydi? hani şu herşeyi "ideolojik bakmak" "totolojik konuşmakla suçlayan" lan olum hepten karıştırdın ha. onun mucidi hasan cemal'di milliyetten. hani eski günlerinde ne kadar ideolojik baktığını anlatır dururdu.

    bak o değilde bir modern demokrasi vardı hani o ne demekti? yaw ne bileyim herkesin bir tanımı var işte modern demokrasi diyince. yok canım o net. bugünkü kapitalist sınıflı demokrasi. hadi lan sınıflı demokrasi mi olur? olur oyunun tamamına karşı kederli arkadaş öyle diyor. modern demokrasi diyor. hadi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen.
    (bkz: her kavramı canının istediği gibi tanımlayamazsın)
    12.
    hasan cemal'le, taha akyol'la ilişkilendirilmeye elbette şaşırmayan ben. murat belge, ahmet altan, engin ardıç falan da var; hatırlatalım.
    kuvvetler ayrılığını, tamamen nesnel ölçütler çerçevesinde, adeta bilimsel bir konsensüs olarak kabul görecek şekilde "egemen sınıfların kendilerini peçelemesi" diye tanımlayan kimseler tarafından; modern demokrasiyi kafama estiği gibi yorumlamakla itham edilmeme sebep veren düşüncelerimin son halkası için:

    (bkz: magna carta/#62579)
    13.
    kendisini hep bilimsel karşısındaki hep ideolojik olarak görmeye meyilli böylelikle aslında şikayet ettiği yaftalama ve ideolojik takıntıların en halislerine sahip yazar.
    14.
    yaftalama hastalığı ve ideolojik takıntıların nası en hasına sahipse, kendi rumuz başlığı dışına çıkmadan hakkındaki ithamlara cevap veren ben.
    15.
    sürekli "geliyor"lar madem, hakkındaki ithamlara cevap vermekle zaman kaybetmeyecek olan ben.
    16.
    yunanistan komünist partisinin aleksis'in öldürülmesinin ardından başlayan olayları provokasyonlara bağladığını iddia eden ve konu hakkında link bile veren yazardır. oradan bizim "aaa böyle statükoculuk görmedim valla" dememizi bekler.
    beklemediği ise o açıklamanın aslında aleksis'in öldürülmesinin ardından çıkan olayları* konu edinmediğini, konu edindiğinin bazı aklı evvellerin aleksis'e cevaben polis öldürmesi, dükkan yağmalaması ve cam çereve indirmesidir. bütün bu eylemlerin düzenin meşruluğunu arttırdığını ve aynen aktarıyorum "büyüyen protesto dalgasına zarar verdiğini" belirtir.
    işte böylesi çarpıtmayı neye güvenerek yaptığını bilmediğim boun sözlük yazarı.
    17.
    memo tembelçizer'den çok şey öğrenmiş olan ben. utanmadan iddia ederim.
    18.
    ortada bi ayar göremeyen, verecek ayarı olmayanlardan amigoluk yapmayı bırakmalarını rica eden ben.
    19.
    "7 aralık 2008'de yunanistan'da başlayıp gelişen olayları provakasyona bağlamıştır:" diyip ykp'nin açıklamasını veren ama açıklamanın aleksis'in ardından yapılan eylemlerin genelini kastetmediğini, ykp'nin kendi bildiği ölçüde protestolar düzenlediğini saklayan yazarımız.
    kendisine naçizane tavsiyem insanları salak yerine koymamasıdır. zira ykp'nin eylemlerini saklayarak, ve sanki aleksis ardından yürüyen herkese provakatör dediğini iddia ederek ortalıkta dolaşmak yakışık almayan bir tutumdur. ha kendisi ykp'nin eylemlerini eleştirebilirdi, biz nasıl anarşistlerin eylemlerini kendimizce eleştiriyorsak ama "ykp kıçını yaydı, sokağa çıkana da provakatör" dedi gibi ucuz hamlelerin kendisine saklamasını ümit ediyorum.
    siyasi analiz yerine iftira atma, çarpıtma ve cımbızlama hastalığı umarım sadece kendisine özgüdür de, siyasi manifestosu v for vendetta kadar olanlara özgü değildir.
    20.
    ykp'nin "kendi bildiği ölçüde protestolar düzenleyerek" oturmadığını (lafzi anlamıyla mı oturmak kastediliyor bu arada?) yarın bir gün hiç kalkmamak üzere oturmak için (bak bu lafzi anlamıyla) bi miktar rahatsız olduğunu iddia eden ben. solun hası nanay protestolarla "bizi holiganlarlar karıştırmayın!" mesajı vererek olmuyor zira. yunanistan olaylarını bir kere bile anarşist bir kalkışma olarak nitelendirmediğim halde, neymiş? ykp'nin eylemlerini eleştirebilirmişim. makas alırım ben böyle çürümüş zeytin dalı uzatma çabalarının yanağından. o da olmazsa v çizerim.
    21.
    dışardan gözlemlediğim kadarıyla tartışma usulü ne olursa olsun altta kalmamaya dayanan yazardır. karşısına haberinin bile olmadığı, belki de çarpıttığı ama farkında değilmiş gibi davrandığı* bir bilgi sunulduğunda, sanki önceden onu da biliyormuş da inanılmaz aşmış yarmış kompleks düşündüğü için karşısındaki salakların onu anlayamayacağını anlayamamış gibi bir tavra bürünmekte. gerek magna carta gerekse ykp tartışmalarında ayar üstüne yediği ayarlara yılmadan laf yetiştirmektedir. hoş değildir bu tutumlar. eğer ki altyapısı olmadan boşboğazlık yapıyorsak, bükemediğin bileği öpmek, en olmadı susmak gerekmektedir. medeni bir tartışmanın amacı karşındakine üstünlük sağlamak değil, fikrini mantığa bürüyüp kabul ettirmektir.
    22.
    yunanistan komünist partisi'nin "aleksis'in ardından başlayan olayları provokasyona bağladığını" yazan, pardon birber ekşisözlükten uçuran yazar. şimdi herzamanki gibi bizlere "ulan salak mıyım ben sizin okuduğunuzu bilmiyormuyum?" diyecek ama bunla neyi açıklayacak olduğunu bilemiyoruz. kendi gönlü rahat olsun bir entiri daha girip rahatlamış, stres atmış olacak.
    kendisi "aleksis'in ardından başlayan olaylar" diyerek neyi kastettimştir aslında ortada cevap yazmaya bile gerek yok. ama yok neymiş link vermiş parti sitesinden aslında orada bakmak isteyen bakarmışmışmışmışmış. kendisi zeytin dalı sanıyor ama yanılıyor, zira benim tutumum başından beri gayet net. yunanistan komünist partisi eylemliliğinde yanlıştı denilebilir ama yunanistan komünist partisi olayları provokasyona bağladı denildiğinde anlaşılan gayet net olarak şudur: yunanlı komünistler bir pok yapmadıkları gibi aleksis'in ardından yapılan eylemleri provokasyon olarak nitelendirdi. buna biraz düzene yanaşma, biraz statükoculuk sosu eklenir, biraz da yine ekşi sözlükten araklanan cümleler eklenir alın size altta kalmayanın mis gibi entrisi. üstelik gayet de iyi bildiğine eminim yazdığı onca cümlenin içinde neyin ne anlama geleceğini bildiğinden.
    ama bakın biz yiyormuyuz bu tür kıvırtma çabalarını, yemiyoruz.
    23.
    sayfasinda gordugum uzere komunist saldirisina ugramis yazardir. onu sayfasindan bu kadar elestirenleri de ona yapilan her elestiriye sayfasindan cevap veren kendisini de kiniyorum.
    24.
    partinin açıklamasını yunanistan'daki gelişmeleri takip etmek için üye olduğu bi mail grubundan uçuran ben. sıkı bir ekşi sözlük takipçisi olmakla beraber, "arakçı" ithamına yol açan tartışmada ekşi sözlüğü referans aldığımı söyleyemeyeceğim. o yüzden kimsenin okuyabilecek kadar akla sahip olması (en azından bu tartışma için) önemli değil. her şey net çünkü. yunanistan komünist partisi resmen kendi imajını düşünerek korkmuştur. ortada yanlış denilebilecek bir eylemlilik yok, güç bela çıkardığı muhalif sesindeki samimiyetsizliği var. yunanlı komünistler de çok şey yapmışlardır ama bunların arasındaki kke'yle alakası olanlar, kke'den tiksinerek uzaklaşanlardır. kalan kke'liler de "olayları provokasyona" bağlamıştır. statüko kke'nin sosu değil, özüdür.
    afiyet olsun. yemiyor musun? yapma be...
    25.
    ekşi sözlüğü referans almayan yazardır. kendi entirileri harfi harfine ekşisözlük entirileri ile aynıdır. referansı herkes alıyor demek istediğim gibi, harfi harfine alıntılayana da "arakçı" denildiğini hatırlatmak isterim. kelime cambazlığının kendisini kurtarmaya yetmediğini pek bir hususi olarak arkadaşlara anlatayım.
    ha ayrıca ufuk uras ve genç sivillere söz söylemiş olmamıza pek bir içerlediğini öğrendiğim orada cevap vermeyip "statükonun kke'nin sosu değil, özüdür" demeyi seçen arkadaşımız. kendisine bir de bkz vermek istiyorum. (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)
    27.
    sözlükten yaptığı araklar harfi harfine bi gösterilirse, mutlu olacak olan ben. ortada kelime oyunu falan yok. yunanistan'daki olayları televizyondan değil; ama katılımcıların bloglarından, partilerin sitelerinden, mail gruplarından takip ettim. yazdıklarımın ekşi'de yazanlarla paralellik arzetmesi beni bu şekilde suçlandırmak için yeterli değildir. ancak art niyetin varlığına işaret eder. genç siviller ve ufuk uras'ı da siyaseten doğru bulmuyorum. sadece burada bu kişi ve oluşumları yaftalarken bi dakika durup düşünmeyen kişilerin, yunanistan komünist partisi çanak tutucu pozisyonunda maça çıkarken nası taş kesildiklerini anlatmaya çalışıyorum. turşu sevmem, perhiz yapmam.
    28.
    ekşisözlükten yaptığı arak için http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14572072 linkine bakmamız gereken yazar. ayrıca copy paste gibi hastalıklara doktorlar turşu öneriyor.
    derken aklıma şu da geldi kendisi ufukçu değilmiş, genç sivilci değilmiş. bizim onların yaftalamızdan şikayetçiymiş. sadece ykp başlığına bakarsak ne kadar "yaftalamama" konusunda hassas olduğunu anlamayanlar bir de "kızıl ordu" başlığına baksınlar. kaynak bile göstermeden ikinci entirisinde "kızıl ordunun çocukları kestiğini" anlatmış. meğer ne kadar analiz meraklısıymış.... piih.
    dahası ve dahası ykp'nin örgütlenemediğini, eylemlere katılmadığını iddia ederken ykp'nin örgütlendiği ve büyüdüğü iddialarına kulak tıkamaya devam eden ama ikinci başlıkta, ykp'nin aleksis'in ardından olayları provokasyona bağladığını iddia etmekten şimdilerde "samimiyetsiz" bulduğu eylemlere geçmiş. kendisinde ilerleme var. yani gelişme var.
    29.
    açıklamayı gelen bir mail'den aldığını zaten söylemiş olan ben. harfi harfine ekşi sözlük'ten alınan entry'lerimin (çoğul ekine dikkat) ifşa gösterisinin yalnızca bir bağlantıyla sınırlı kalmasına üzüldüm.
    verdiğim her bağlantıya bir şekilde kulp takılırken daha hangi yüzle kaynak diye soruluyor? ykp'yle ilgili yaftalama çabam da ilgili başlıktadır ki yaftalama çabasını anlatmaya çalışırken verdiğim örneklerin benim yaftalama manyaklığıma işaret etmesi çok ilginç.
    ykp'nin örgütlenerek büyümesinden de kastedilen nedir anlayabilmiş değilim. kemikleşmiş seçmenleriyle mhp gibi bişey işte ykp.
    30.
    saçmalamaya başlamış, sanırsam ki motoru yanmış, susup soluklanıp mantıklı düşünüp daha fazla rezil olmaması gereken yazardır. bu iyiliği için bir tavsiyedir çünkü artık kendi düştüğü duruma bir insan olarak ben utanmaya başladım.
    31.
    kendi entri girişi: 7 aralık 2008'de yunanistan'da başlayıp gelişen olayları provakasyona bağlamıştır:
    ekşisözlük entiri girişi: 7 aralık 2008 yunan isyanı için provakasyon buyurmuşlar. piiii!
    olduğu halde vay efenim ben mail grubunda gördüm diyen yazardır. bu kadar benzer cümleler de aynı mailde sözlük yazarlarına tarif edilen ilk cümleler herhal.
    neyse bunları geçtim, ısrarla biryerlere tıklamamızı istiyor, kendisi yaftalamaktan pek bir şikayetçi... vay gidi günler vay ufuk uras'ın akp ile ilişkileri hakkında konuşmak karalama kampanyası "kızıl ordu çocukları kestiydi" bilimsel analizin en üst noktası.
    ayrıca ilk olarak kendisi "örgütlenemiyolar" demiş biz "hayır" demişiz kendisi şimdilerde "ne kaynağı ya, ykp kemikleşmiş seçmen fasa fiso anlatıyor. oysa ki biraz sadece cevap vermek için kelime daracığını zorlamasa son dört seçim (genel seçim ve ap seçimleri kendi aralarında mukayese edilerek) ykp oy arttırdı. eh artık bize nasıl büyüyemediğini de anlatır artık. kemikleşmiş seçmen hikayelerine de pek bir hususi olarak cevap bekliyorum.
    (bkz: oynamıycam ya oynamıyacam)
    (bkz: sıçıp sıvamak)
    32.
    henüz herhangi bir tartışmada doğrudan "kapışmışlığı" bulunmayan bir insanın kendisiyle ilgili iddialarını entry savaşına dönüştürmeyecek olan ben. zaten siyasi görüş ve bazı kişilerle olan yakınlık ortada. ama bir konu üzerinde tartışmadıkça verecek bir cevabım olmamalı diye düşünüyorum ben. saygılarımla.
    33.
    ekşisözlük arakçılığı ve çocuksu bakınızlarla karikatürize edilmeye çalışılan ben. "idrak yolları enfeksiyonu" gibi günlük hayatımda da çok kullandığım cin'likleri boun sözlük'e taşımakta bir beis görmemekle beraber doğrudan entry aldığımda da kaynak ve rumuz belirtmekteyim #63715). ykp ve magna carta başlıklarındaki tartışmalar sürerken bir kere bile ekşi sözlük'teki ilgili başlıkları açıp bakmadım; ancak buna inanılmıyorsa, - "yalancı!" ithamlarını kabul etmek de dahil - yapabileceğim bir şey yok.
    sadece zaman içerisinde sözlüğün biraz daha popülerite kazanarak belli bir siyasi görüşün hegemonyasından kurtulacağını umuyorum. bu da kendi rumuzum başlığı altına yazdığım son girdidir. esenlikler dilerim.
    34.
    yunanistan komünist partisi hakkındaki entrileri ekşisözlükte aynı başlığa taşındığında örneği verilen entirisi dışında başka entirileri de "bir önceki entiri ile aynı anlamda" gerekçesiyle silinecek yazarımız.
    ayrıca belirtildiği üzere "sıkıştığı zamanlarda" aşırma gibi bir huyu var.
    cidden bazı paragrafların benzerliği beni fazlasıyla şaşırttı. yapmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatayım. benzer bir icraatı için (bkz: magna carta) yine de kendisinin henry kissenger'dan aşırdığı argümanların yanında ekşisözlük operasyonu çocuksu kalıyor. onlar için (bkz: kızıl ordu)
    ha bu arada yaftamaktan hiç hoşlanmıyormuşmuştamuşmuştamuş...
    35.
    kendisine yettim gari demek istediğim yazar.
    36.
    çok ağır demagoji yapıyor. son olarak sovyet emperyalizmi işine girdi. biliyoruz ne bize sscb ile çekoslavakya ve sscb afganistan'ın ekonomik ilişkisi üzerinden neden emperyalist olduğunu anlatamayacak. ama ben şunu merak ediyorum hem bu kadar sağ argümanlardan arak bir solumturak yazar ol hem de her lafı duymamışçasına kulağının üzerine yat. gerçekten sabırla sadece bu rakamları görmeyi bekleyeceğim. ne kadar sermaye ihracı olmuş, ne kadar dış ticaret dengesizliği var.
    ama bu kadar kof ve sağcı argümanları sentezliyorsun bre yazar kardeş neden "benim işim yaftalama değil" gibi bize ahlak dersleri veriyorsun onu anlamış değilim.
    kendisi süper bilimsel analizler yapıyormuş gibi ortalığa atlayan ve kızılordu bahsinde hiçbir dediğini ispat edemeyeceğinden adım gibi emin olduğum yazardır.
    37.
    sayfasına en çok yazdığım yazar. tamam madem öyle bu son olsun. son olduğu için de farklı olsun... basit bir eleştiri, aklımca dalga entirisi değil bu. yani oldukça samimi olarak söylüyorum. birçok başlıkta benzer şeyler yazıyoruz ama sovyet emperyalizmi başlığında yazdıkları hakikaten saygımı alıp götürüyor. 'azami saygımı'. yani bir yazar bu kadar altta kalmamak için böylesine ucuz işlere kalkmamalı. "tdk'da farklı bir tanımı var ben onun yalancısıyım" dememeli. nitekim bahsettiğiz şey "eren" kelimesinin anlamı değil, "emperyalizm" kelimesinin anlamı.
    dahası eksikliği de ortada... aynı kavramların sömürgeciliğe de karşılık geleceği de biliniyor. oradan işi dengelemeye çalışıp, "dilimin ufku dünyamın ufku" edebiyatı olmuyor, gerçekten olmuyor.
    tamam belki bir entri daha girilmiştir, belki ince/sert eleştiri de yapılmıştır ama burada hepimiz az çok neyin ne olduğunu biliyoruz... bunun basit bir yırtmaca girişimi olduğunu cidden sözlüğü açıp okuyan herkes anlıyor.
    ayrıca o tanım bile sscb'nin emperyalist olduğu teziyle çelişiyor! 2. madde delil yetersizliğinden düşüyor. ne delil yetersizliği karşı delillerin tonla olmasından!
    lütfen, en azından bu eleştirime kulak versin. zevkli tartışmalar yapılabilir. tamam ben de ykp başlığı nedeniyle yazdıklarım yüzünden samimi görünmeyebilirim, ama tartışırken bir saygı oluşur bu tür ağız dalaşlarının bireysel tatmin dışında hiçbir faydası yok.
    ha bu arada kızıl ordunun çocukları kestiği ve sscb'nin çekoslavakya'dan ne tür bir ekonomik çıkar elde ettiğini de bir ara bize örneklese sevineceğim.